Ana Sayfa / LAODIKEIA ESİNTİLERİ

BEN LAODİKYA'YIM...

Bin yıllar içinden sana neler söylüyorum, bir bilsen.

Ben geçmişim, seni yönlendiren,

Algılayabiliyor musun beni?

Ben gümüş dizginli atlarıyla dolasan tanrısal POLEMON’u,

Meclis binamda adalet dağıtan CİCERO’yu gördüm.

Odeon’umdan gelen o güzel ezgilerimi,

Sen de binyılların ötesinden,

Hissedebiliyor musun?

Ben dünyaya hükmeden Hadrian’ı,

Kardeşini katleden acımasız Caracalla’yı,

Diktatör Valens’i bile ağırladım,

Benim hoşgörüm engindir,

Anlıyor musun?

Ben Laodikya’yım…

Bin yıllardır dibinizde uyuyorum,

Ne filozoflar, ne mimarlar, ne yontucular, ne tüccarlar,

Ne güzeller benim bağrımda yaşadı.

Binlerce insanın mutluluğunu, üzüntüsünü paylaşan sır küpüyüm,

Anadolu’nun bir parçası olarak,

Uygarlığa hayat verdim.

Size fısıldıyorum, dostluğunuzu, sıcak sevginizi uzatın bana,

Ben size hep uzattım.

Ben Laodikya’yım…

Terk edilişimden 1300 yıl sonra seninle hayat buldum,

Bağrımı eşeledin, sevgimi uzattım sana,

Güzel Laodike’ye dokununca ne hissettin?

Ben dostum, ben bereketim, ben uygarlık,

Ben sanat, ben medeniyetim, ben başarıyım,

Ben modayım, ben tekstilim, ben bankayım, ben ışığım,

Ben şiirim, ben güzelliklerim,

Binyılların içinden sana uzanan.

Ben Laodikya’yım…

Binlerce yıldır talan edilmeme rağmen sana ulaşan elim,

Şimdi mutluyum, artık beni anlıyorsun,

Ben seni geçmişe bağlayan köprüyüm,

Üzerimden geçene hiç ihanet etmedim.

Sen de Bana ihanet etme…

Ben Laodikya’yım…

Cehennem sıcağında beni gün yüzüne çıkarıyorsun,

Bakma şimdi dinleneceğin yeşil gölgem yok,

Ama senin duyguların, senin çaban, senin özverin, senin aşkın,

Tekrar filizlendirmeye, yaşatmaya başladı beni,

Hiç el uzanmamıştı bana, şimdi binlerce el uzanıyor,

Salbakos’un önünden…

Ben Laodikya’yım…

Neler yaşadım, ne aşklara kucak açtım,

Ne dertlere göğüs gerdim, ne acılar çektim,

Yine de binyıllardır sana elimi uzatıyorum,

Bana uzatılan elleri hiç boş bırakmadım,

Bana hep uzat elini.

Ben Laodikya’yım…

Binyılların içinden bana hayat verenleri,

Bana gönül verenleri, beni koruyanları,

Beni yaşatmak için finans verenleri taçlandırıyorum,

Benim taçlandırmam seni geleceğe taşır,

Tıpkı benim gibi.

Ben Laodikya’yım…

Artık mutluyum,

Beni artık anlıyorsun,

Ben ne söylesem az gelir sana,

Şimdi sıra sende…

Binlerce el uzanır bana Salbakos’un önünden,

“ver elini ver bana Laodikya”,

Sana kucağımı binlerce yıldır açtım,

Benim kucağımda fani olmanın çaresizliğini unutacaksın,

Seni yazıyorum unutulmamak üzere,

Çünkü ben Laodikya’yım…

İHANETİM ASLA OLMAZ…


03 Haziran 2006

Celal ŞİMŞEK


 

BİR SEZON BÖYLE GEÇTİ

Bu kazı bir sezonda,

Persophane’nin yeraltından gelişini,

Doğanın canlanışını,

Çiçeklerin açmasını,

Kuşların telaşlı yuva kurmasını gördü.

 

Bu kazı bir sezonda,

Çiçeklerin meyve oluşunu,

Hellios’un kızgınlığını,

Selena’nın yumuşaklığını,

Akreplerin yaşam savaşını gördü.

 

Bu kazı bir sezonda,

Boreas’ın rüzgârını, tozunu,

Dionysos’un bağ bozumunu,

Yaprakların sararmasını,

Persophane’nin uğurlanmasını gördü.

 

Bu kazı bir sezonda,

Tarihin tekrar canlanmasını,

Laodike’nin güzel yüzünü,

Hellios’un beyaz sütunlar arasından kayışını,

Hayallerin ise Selena’ya yükselişini gördü.

 

Bu kazı bir sezonda,

Duyguları, sevinçleri, özlemleri,

Sıcağın terini, rüzgârın tozunu,

Soğuktan çatlamış dudakları,

Mevsimin hızlı akışını gördü

 

Nihayet bu kazı bir sezonda,

Özveriyle, çabayla, uğraşla dolu,

Altıyüzyıl devam edecek olan,

Bir sezonun kapanışını gördü,

Yaşadı ve yaşattı, binyılların içinden…

31.12.2009

Prof. Dr. Celal ŞİMŞEK

 

LAODIKEIA KONUŞUYOR

Binlerce yıl bağrımda neler neler yaşandı bilseniz.

Stadyumumda çevik sporcuların amansız yarışlarını,

Yenilmez gladyatörlerin zaferlerini,

Ve bunları izleyen insanların hüznünü, heyecanını, coşkusunu gördüm.

Tiyatrolarımda sanatçıların muhteşem yeteneğini,

Agoralarımda insanların coşkuyla kaynaşmasını,

Hamamlarımda sohbetin samimiyetini, bilginin yüceliğini,

Çeşmelerimde suyun verdiği hayatı,

Meclisimde hizmet vermenin onurunun yaşandığını gördüm.

Işıktım insanların karanlıklarını aydınlatan,

Ay’dım, güzel ve parlak yüzlü, doğru yolu gösteren

Yıldızdım, içinizden tuttuğunuz umutlar için, güzel haberler veren,

Laodike’ydim mutluluk veren, bereket veren.

Ansızın yıkıldım, 1300 yıl uykuya daldım.

Karanlığa gömüldüm, sessizliğe büründüm, binyılların içinde.

Yine dibinizde hep elimi uzattım size özlemle, hüzünle,

Şimdi tekrar hayat buldum sizinle, engin tarihimin içinde,

Artık uyanarak kalkıyorum, barış dolu, kardeşlik dolu, umut dolu yarınlara…


19.10.2011

Prof. Dr. Celal ŞİMŞEK

 

LAODIKEIALI POLEMON

    Kentlerin kaderini bir insan nasıl değiştirebilir? Bu önemli sorunun cevabı tek bir kişinin bile Antik Dönemde kenti için yaptıklarına bakılırsa anlaşılabilecektir. Evet, Polemon Laodikeia’nın kaderini değiştirmiştir. Zengin, cömert, hayırsever, tıp uzmanı ve bilge bir insan olan Polemon, dünyanın gezgin Roma İmparatoru Hadrian’ın da arkadaşıdır. Polemon, Hadrian’ı Laodikeia’da ağırlamanın gururunu yaşamıştır. MS. 129 yılının bahar ayında Laodikeia’ya gelecek olan imparator için aylar öncesinden hazırlıklar başlamıştı. Polemon biliyordu ki imparatorun hoşnut olması, kentin daha da zenginleşmesi demekti. Hele düşündüğü gibi kent için imparatordan “tapınak koruyuculuğu” ayrıcalığını alırsa, Roma’ya vergi vermeyecek olan kent, Hadrian’nın himayesi altında ayrıcalıklı bir yere sahip olacaktı ve daha da zenginleşecekti.

   Bilge Polemon halkı tiyatroda toplayarak imparatorun geleceğini bildirdi ve neler yapabileceklerini anlattı. Çünkü daha önce Atina’da İmparator 300 yılda tamamlanamayan Olympeion’u tamamlatmış ve açış konuşmasını yapması için değer verdiği Polemon’u görevlendirmişti. Çünkü imparator bilime, bilgiye ve bilge insanlara büyük önem verirdi. Atina’da ve Efes’te büyük kütüphaneler yaptırmıştı. İşte bu açılış sonrasında Polemon İmparatoru çok sevdiği Laodikeia’ya davet etmişti ve Hadrian’da bu daveti kabul etmişti. Laodikeia Batı tiyatrosu tıklım tıklım dolmuştu. Polemon’un gözlerindeki pırıltı ve heyecan, uzaktan bile anlaşılabiliyordu. Ünlü filozof aynı zamanda bir tıp ve davranış uzmanı da olduğundan, kalabalığı nasıl ikna edeceğini çok iyi biliyordu.‘‘Sevgili Laodikeialılar’’ diye başladı ve devam etti.‘‘Sizlere çok önemli bir müjdem var, Dünya İmparatoru Tanrısal Hadrian, gelecek baharda kentimizi şereflendirecek. Hazırlıklarımıza şimdiden başlamalıyız, eğer İmparator bizlerden memnun kalırsa vergiden muaf olabilir ve gelirlerimizi tamamen kentimize harcayabiliriz’’ dedi. Kalabalık bu haberden çok mutlu olmuştu. Çünkü Roma’nın ağır vergileri onların belini bükmüştü. Kentin diğer ileri gelenlerinden biri olan Attalos söz aldı. ‘‘Yüce Polemon, sizin bilge ve ileriyi gören biri olduğunuzu tüm Laodikeialalılar, Hierapolisliler, Tripolisliler, Attoudalılar, Kolossaililer, Trapezopolisliler ve Karuralılar bilir. Tüm Laodikeialılar sizinle birlikte hareket etmeye hazırdır’’der. Polemon sözüne devam eder, ‘‘Biliyorsunuz stadyumun yanındaki hamam ve kuzeydeki tiyatroların yapımı devam etmekte. Bunların yapımını hızlandırmalıyız ve yüce İmparatora ithaf etmeliyiz. Ayrıca kutsal alanda da imparator için bir tapınak yaptırmalıyız, bunun için ben 500.000 denarius katkıda bulunacağım’’ dedi. Bu konuşma üzerine kentin ileri gelenlerinden Sedatius, Zenon, yün ve kumaş boyacıları başkanı ve diğerleri söz aldı, her konuşmacı zenginliği ve bütçesi imkânlarına göre katkıda bulunacak ve bu sayede yapıların bitiriliş süresi kısaltılacaktı. Öyle de oldu, Laodikeia’nın çalışkan insanları el birliği ile bir yıl içinde hamam, tiyatro ve kutsal alan içinde İmparator için bir naiskos yaptırdı, kentin yolları, kapıları tamir edildi. İmparator ve karısı Sabina için heykeltraşlar emsalsiz birer heykel yaptı.

     Polemon baharın ılık esintileri arasında şafakla Smyrna (İzmir) limanına yanaşan ve imparatoru taşıyan saltanat gemisini karşıladı. Onlarca boğa, koç ve keçi kurban edildi. Polemon’un Smyrna (İzmir)’daki sarayında kahvaltı yapıldı. Kendisini tanrılarla eş tutan Laodikeialı bilge insan Polemon’un aynı zamanda Roma’da da bir sarayı vardı. O gün Smyrna (İzmir)’da, ertesi gün Sardeis’te, daha sonra Philadelphia’da kalındı. Kortej sabahın erken saatinde Laodikeia için yola çıktı ve nihayet akşamüzeri Asopos köprüsü geçilerek Efes kapısından kente girildi. Efes caddesinin iki yanında genç kızlar çiçekler, çelenkler taşıyarak ve alkışlarla İmparator, karısı ve Polemon’u karşıladılar. İmparator için onlarca boğa, koç ve keçi kurban edildi. Şenlik karanlık olmasına rağmen, meşaleler, müzisyenler ve halaylar eşliğinde devam etti. İmparator uzun yoldan gelmişti. Polemon’un muhteşem sarayında ağırlandı. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte stadyum tamamen dolmuştu. İmparatorun gelişi şerefine ilk gösteriler burada başlayacaktı. Kusursuz sporcular ve yenilmez gladyatörler İmparator için yarıştı ve dövüştü. Sonra İmparator ve karısı için yapılan 12.000 m2lik hamamın açılışı yapıldı. Buradan Stadyum Caddesinden Kutsal Agoraya gelindi, yol boyunca coşkulu kalabalık imparatora eşlik etti. Kutsal Agora’da muazzam bir tören yapıldı. Onlarca kurban kesildi. İmparator kendisi için yapılan tapınak ve içine yerleştirilen muazzam heykelleri görünce, Polemon ve Laodikeialılardan büyük mutluluk duydu. Hele kendisi için yapılan tiyatroya hayran kaldı. Tiyatroda 15.000 kişi toplanmıştı ve ayakta alkışlarla imparatora sevgi gösterileri yaptılar. Tiyatro Lykos ovası, göl ve Pamukkale manzaralıydı ve tamamen mermerden yapılmıştı. Sahneye eşi Sabina ve Polemon ile çıkan imparator halkı selamladı. Sözlerine şöyle devam etti. ‘‘Sevgili Laodikeialılar. Kentinizin bana gösterdiği dostane davranış ve yaptırmış olduğunuz hamam, tapınak, heykeller ve bu tiyatro beni çok hoşnut etti. Bu nedenle sizleri tapınak koruyuculuğu unvanı ile onurlandırıyor ve vergiden muaf tutuyorum’’ dedi. O anda sanki uğultu ve sevgi gösterisinden ortalık sallanıyordu. Halk ayakta ve bitmek bilmeyen alkış tutuyor ve nâralar atıyordu. Laodikeialılar istediklerine ulaşmış, hem hamam ve yeni bir tiyatroya daha sahip olmuştu. Her şeyden önce artık vergi vermeyecekleri için tüm zenginliklerini kentlerine harcayacaklardı. İşte çalışkan olma, bilgi ve bilenlerle birlikte olma, tarih boyunca Laodikeialara hep kazandırmıştır. Şimdi bile bizler binlerce yıl sonrasında bu muazzam yapılara hayranlıkla bakmaktayız…

06.03.2015

Prof. Dr. Celal ŞİMŞEK

 

LAODIKEIA UYANIYOR

Sen binlerce yıldır uykuya dalan bir güzeldin,

Üzerini yünle örten, toprağın altında sımsıcak.

Bağrında dolaşıldı farkına varılmadan, değer katan koyunlarınla,

Bolluk ve bereket verdin, uyandırılmayı beklerken binyılların içinden,

 

Sevdamız oldun, güneşimiz, ayımız, yıldızımız, hayallerimiz, beklentilerimiz,

Tutkumuz oldun, özlem dolu sevgimizle uyandırdık seni,

Gördük ve yaşadık, binlerce yılın içinden gelen o eşsiz güzelliğini,

Seninle buluştuk zaman tüneli kavşağında, belki de daha önceden olduğu gibi.

 

Sevgimiz oldun, sevgilimiz oldun, aşkımız oldun,

Yanımızda gökyüzüne yükselen sütunlarınla.

Üzerimizde ay yüzlü, hilal kaşlı, ceylan bakışlı oldun,

Bize gülümsedin binlerce yılın içinden gelen ve sönmeyen uygarlık ışığınla.

 

Mermerlerin görünüşte serttir, soğuktur, aslında birçok gizemi saklar içinde,

Titrek kalbinde hüzünleri, kederleri, sevgileri, hayalleri yaşatır.

Bilirsen yaşanmış hikayesini, sımsıcak kumaştır, ipektir, tutkudur, aşktır,

Binlerce yılın içinden bize bir yıldız gibi kayarak ulaşan, sevgiyi anlatır gibi.

 

Sen hep güzel ve canlıydın, binyılların içinden bize ulaşan,

Toprak kokusuyla, tarih kokusuyla, kuş sesleri ve çiçek kokusuyla.

Arkeolojinin içinden hep bize bakıyordun yaşam dolu, aşk dolu,

Sevgiliye tutkuyla verilen bir buket, bir buse, bir gülüş gibi.

 

Bedeninde yaşanmış uygarlıkları aydınlatan bir meşalesin,

Sanatı ilmek ilmek dokuyarak günümüze aktaran.

Sen geçmişin içinden fısıldayarak bize güzelliğini gösteren,

Şiirsin, hikayesin, romansın, hasretle sevgiliye yazılan.

 

Kızıl bir güneş doğar her sabah sırlarının üzerine.

Bir ay batar her akşam hüzünle Salbakos dağından.

Bir el uzanır sevginle Lykos’un ortasına,

Kenetleyelim ellerimizi, seni sonsuzluğa taşımak için LAODIKEIA…

 

11/10/2021

Celal ŞİMŞEK

Laodikeia Kazı Evi