Öğrenci Günlüğü


 

 Pırıl pırıl güneşiyle içimi ısıtan sıcak Laodikeia, çok şeyler borçluyum sana. İlk geldiğim gün dün gibi gözlerimin önünde Başımı döndüren sütunlar, tepemizde sanki sadece bizi ısıtan sıcacık güneş, ne yapıcaz biz şimdi anlamı yüklenmiş gözler, ve uzaklarda bana göz kırpan bir tepe, bir çardak…

Mehmet Hocamın karşısında çalışma alanlarının neresi olduğunu bekleyen heyecan ve merak dolu bakışlar tek sıra halinde… Sen sen nekropole, sen sen Asopos’a, sen sen A evine... İşte uzaktan göz kırpan Asopos bekle beni ben geliyorum. İçimde farklı meraklar, öğreneceklerimin heyecanı ve geçecek koca bir yaz. Artık Asopos’ taydım. Temizlenmeyi bekleyen boyumdan büyük otlar, tarihin uzaklarından telaşla çıkmayı bekleyen yorgun toprak, binyıllar öncesinin görüp geçirdikleri ve hayatımda daha önce hiç yeri olmayan tırmık, mala, çapa, kazma, el arabası hepiniz benim dünyama hoş geldiniz. Kalabalık olmayan bir ekip, sorularıma hiç bıkmadan usanmadan cevap veren, tecrübe yüklü, yüzünden tebessümü eksik etmeyen Erim Hocam, çok şey paylaştığım, çok şey öğrendiğim, kimi zaman bir dost gibi omzunu açan, kimi zaman çok ciddi çalıştığım Umay Hocam ve ailemden bile çok gördüğüm ekip arkadaşlarım. Antep şivesini bana severek öğreten, büyük bir sabır ve ilgiyle yaklaşan, bir dost belki bir abi şefim Barış sizlerle geçirdiğim her an çok değerli ve çok özel.

Sudan çıkmış balık misaliydim. Henüz. 1. sınıfı bitirmiş ve kazıya gelmiştim. Öğreneceğim, birikim yapacağım çok şey vardı kırk fırın ekmek yemek vaktiydi şimdi. Sabahın ilk ışıkları gözümüze vururken ellerimizde fırçalar seramik yıkardık, kâh seramikleri, kâh karşımızdakiniJ Ardından sallanan çan sesini duymak ve kahvaltı sofrasına oturmak paha biçilemez. Sağ olsun sevgili güneş pek kavurmaz öğleden önce bizleri canla başla seve seve çalışırız da uzaklardan gelen bmc’yi, görmek ve onun yaklaşmasıyla toparlanma anımız ve yaşasın yemek yemek ardından arkadaşlarla içilen tavşankanı çaylarımız ve tadına doyulmaz sohbetlerimiz. Öğleden sonra güneş pek de az önce bahsettiğim kadar sevgili olmuyor elbette ona emanet bıraktığımız Asopos Tepemiz kavrulmuş vaziyette oluyor. Haydi bakalım deyip başlıyoruz Durmak bilmeyen fırtınalarını çok arıyorum yokluğunda. 2. yılımda da burada olmak inanılmaz güzel bir duygu.

Gördüklerim, öğrendiklerim çantamda her sezon kendime yenilerini katacağımı bilerek buradan gitmek hüznümü hafifletiyor. Hatırladıkça anılarımı yüzümde beliren tebessüm bana yetiyor da artıyor bile. Mutfakta Şemsiye Abla ve Feraye Ablanın özverili çalışmaları onların telaşına ortak olmak yeri geldiğinde nöbetçi olmak, öğlen aralarında küçük şekerleme uykuları, büyük özveri ve emek vererek çalışan bilgisayar odasındaki arkadaşlarım, depodan sevimli sevimli gülümseyerek çıkan Fatoş’un “ Eser var mıııı?, diye seslenişi, nadide Avon satış uzmanımız, süslü, çalışkan Burcu, yan taraftan Esra’nın bana Buseee diye seslenişi. Hepinizin sesleri kulaklarımda, dostluklarınız kalbimde ve geçen yıl burada beraber olduğumuz şimdi farklı yerlerde olan diğer arkadaşlarımız sizleri de çok özlüyorum. Tabi şimdi çok sevgili çalışma arkadaşım Burhanettin’den bahsetmemek olmaz. Beraber çalışması oldukça keyifli, kimi zaman da bir o kadar zor olsa da çok şey paylaştık. Sabah uykulu gözlerle, bitkin yorgun uyansam da, koca bir günümü sıcak da geçirsem de hiç ama hiç şikayetçi olmadım. Yorulduğum anlar oldu elbet ama sana değer Laodikeia. Şimdilik vedalaşıyoruz. Kısacık aradan sonra tekrar seninleyim. Anılarımı da aldım gidiyorum. Bana yaşattığın yeni serüvenlerin için, bizlere kucak açtığın için teşekkürü borç bilirim.

Tüm hocalarıma, arkadaşlarıma (beraber çalıştığım, çalışmadığım) sevgili şeflerimize, mutfaktaki ekibe, ustalara hepinize sonsuz teşekkürler. Emeklerinize sağlık. Tekrar bir arada olmak dileğiyle Hoş çakal Laodikeia.

ASOPOS BURCU
Burcu AKÇA
03.09.2010


“Çalışmalarımız saat 06.00’da" diye başlayıp, “Fotoğraflarla belgelendirilmiştir.” diye bitirilen raporlarda geçen emek ve zahmet sadece bizim zihnimiz de yer etmiştir. Güneşin altında kavrulmak, toz toprak yutmak ve hala ben bunu seviyorum demek başka bir şeymiş…

Zaman zaman isyan edilse de yine de yüzümüzün güldüğü bir atmosferdi. Buraya geldikten sonra aslında ne çok şeyleri bilmediğimi fark ettim. Sadece bilgi konusunda değil, sabır ve azim konusunda da… Bu bölüme ve kazıya kendi isteğimle geldim ve bu kazıdan sonra hiç de pişmanlık duymadım. Hatta iyi ki gelmişim dedim. Anladım ki bundan sonra hayatım bu olcak ve bende istediğim şey için mücadele etcem.

Burada bana gösterilen fırsat ve hoşgörü için arkadaşlarıma ve hocalarıma sonsuz teşekkürler………..

Mert Gürcan/Gezici
03.09.2010


Güzel ve şaşkın bir günle başladı Laodikeia macerası kazının ilk günü servisi kaçırmak gibi… Ama bir yerden başlamak gerekiyordu. Bulunduğum süre içerisinde beni bu mesleğe yavaş yavaş ısındırdığını söyleyebiliriz. Olayın bu mesleğe yavaş yavaş ısındırdığını söyleyebilirim. Olayın içinde hissederek bulunmak bu işin ne kadar önemli ve zor olduğunu gösterdiği bana. Nekropol ile başlayan çalışma maratonum stadyum ve merkezi kilise ile devam etti. Farklı alanlarda çalışmak benim için güzel bir şanstı.

Buradan mutlu bir şeklide ayrılıyorum. Hocalarıma ve arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Seneye görüşmek üzere… Bu arada Laodikeia’da hava tahmini yapılmaz. Başına gelen bilir:

Biz 57 gençliğiz…
(57 yılmaz)
Yılmaz Dursun


 

03.09.2010
5 Haziran sabahında tanıştım Laodikeia ile ve dolu dolu geçen tam 80 günü ardından bugün Eylülün 3’ü ve gitme vakti geldi artık Ankara’nın bozkır topraklarına….Mutluydum burada çok mutluydum hem de… Okuduğum bölüme bir kez daha aşık oldum nerdeyse… Asla pişman olmayacağım bir yolda adımlar atmaktayım. Arkeolojiyi seviyorum, Laodikeia’yı seviyorum, kazıyı seviyorum…

Öğrendiğim her şey için; bize kucağını açan Laodikeia’ya daha sonra sevgili hocamız Prof. Dr. Celal Şimşek’e ve burada bulunan tüm hocalarımıza bol bol teşekkür ediyorum. Sevgi ve Saygılarımla

Fulden KURŞUN

Cumartesi

 

Başarma azmiyle ve beklentilerle geldiğim Laodikeia’dan azmin sonucu ve başarmanın sevinci ile geri dönüyorum kısa bir süreliğine de olsa…

Sabrın, emeğin, özverinin gücüne; dayanışma ve yardımlaşmanın büyüklüğüne burada şahit oldum.

Yaklaşık iki ayımı burada geçirdim. Geçirdiğim her an öğretici ve bir o kadar ad eğlenceliydi. Ortamdaki herkes samimiydi çünkü.

Laodikeia’nın sıcaklığı, herkese yansımıştı… Sabahları Umay Hocamın arabasında geldiğim zamanlarda gözlerimi rengârenk şarkısıyla açıyordumJ

Kazı evine geldikten sonra ise Feraye ve Şemsiye ablanın telaşına ortak olmakta çok güzeldi..

Ve iş başı… bilgisayar odasında özveriyle çalışan Mehmet Hocam, Mustafa Hocam, Ayşegül Ablacım ve Bilge Ablacım ve de Fulden.. Sizlerden çok şey öğrendim… Hepinize teşekkür ediyorum.

Ayrıca bana Laodikeia’yı yaşama fırsatı veren, başta Celal hocama ve tüm hocalarıma sonsuz teşekkür ediyorum…

Yeniden Buluşmak üzere Laodikeia!

Gaye Boz


Bu site Laodikeia Kazı Başkanlığı tarafından hazırlanmıştır. Site içerisinde yer alan ögelerin tüm kullanım hakları saklıdır.