Ana Sayfa / Çalışma Programı
Denizli İli Merkezefendi ve Pamukkale İlçeleri, Eskihisar, Bozburun, Goncalı ve Korucuk Mahalleleri sınırları içinde kalan Laodikeia Antik Kenti’nde 2008 yılından bu yana 12 ay üzerinden kazı ve restorasyon çalışmaları devam etmekte olup Bakanlığımız tarafından da 2019 yılında ilk 20 kazıdan biri olarak 12 ay süreli çalışma programı kapsamına alınmıştır. 2026 yılında 12 ay üzerinden hazırlanan çalışma programı ve çalışma alanları aşağıdaki şekilde planlanmıştır.
1)- Batı Tiyatrosu Sahne Binası Çalışmaları
Antik dönemde kentlerin en önemli sanat aktivitelerinin ve bunun yanında toplantıların yapıldığı kamusal ve toplumsal yanı ağır olan tiyatrolar devasa ölçülerde inşa edilmiş olup theatron (cavea) ve sahne binası olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. MÖ 2. yy’da yapılan Batı Tiyatrosu’nun sahne binası İmparator Augustus Dönemi’nde (MÖ 27-MS 14) yeniden düzenlenerek, Hellenistik Dönem’de yamaca oyularak yapılan oturma alanı ile tam bir bütünlük oluşturacak şekilde üç katlı; Kompozit, Korinth ve İon düzeninde olmak üzere inşa edilmiştir. Kuzey ve güneye yerleştirilen parados geçişleriyle, sahne binası ile oturma basamakları olan theatron (cavealar) arasında bağlantı sağlanmıştır. Yapıda yüzyıllar içinde beş büyük tamirat ve kullanım değişikliğinin olduğu kazı ve restorasyon çalışmaları sonucunda tespit edilmiştir. Batı Tiyatrosu’nda Hellenistik Dönem’de (MÖ 2. yy) dorik cepheli tek katlı sahne binası olup bu döneme ait proedria koltuklar ve yazıtlar ile çok az mimari blok parçaları kalabilmiştir. İmparator Augustus (MÖ 27-MS 14)-Tiberius (MS 14-37) Dönemi’nde mevcut üç kat sahne binası ve parados geçişleri yapılmıştır. Severuslar Dönemi’nde (MS 98-235) bölgenin birinci derece deprem kuşağında olması nedeniyle sahne binasında proskene sütunlu galerilerinde düzenlemeler yapılmıştır. İmparator Valens (MS 364-378) Dönemi’nde ise MS 368 depreminde yıkılan sahne binası, imparatorluk yardımlarıyla tekrar tamir edilmiş ve çoğunluğu tekrardan yapılmıştır. MS 5. yy başında MS 395-396 yıllarında alınan bir karar gereği şehrin etrafının sur duvarlarıyla çevrilmesine bağlı olarak sahne binasının postskenesine ait 21 m olan yüksekliği 11 m’ye indirilmiş, sahne binası kentin yarısını çeviren ve batıya doğru uzatılan sur duvarlarının bir parçası olarak düzenlenmiştir. Tiyatro MS 5.-6. yy’ın sonuna kadar orkestra, güney parados geçişi, sahne, şeref tribününde (bisellium) yapılan değişikliklerle açık hava kilisesi olarak kullanılmıştır. Bu düzenlemede güney parados geçişi kapatılmış ve orkestraya kadar inen merdivenler yapılmış kuzey ve güney paraskeneler prothesis ve diokonikon olarak kullanılmış, şeref tribünü önüne sahne gerisinden skenefrons kısmından alınan kabartmalı bloklar ve ikişer altar, sütun ve kompozit başlıklar konarak ruhban sınıfın oturduğu ve töreni yönettiği synthronona dönüştürülmüştür. Yapılan kazı ve restorasyon çalışmalarıyla tiyatronun caveaları (alt ve üst) tamamlanarak ziyarete açılmıştır.
2026 Yılında Batı Tiyatrosu’nun sahne binasında yapılacak olan restorasyon çalışmaları;
- Skenefrons çalışmaları: Sahne arkasında sütunlu galerilerin bulunduğu podyum, yedi adet locanın bulunduğu mekanlar üç kapı geçişiyle dört bölüme ayrılmıştır. Mevcut podyum binyıllar içindeki depreme bağlı tamiratlar ve kullanıma bağlı olarak çoğunluğu devşirme malzemelerden kireç harçlı blokaj şeklinde yapılmıştır. Blokaj dolgu içinde heykel ve mimari parçalar olmak üzere kırılarak atılan birçok heykel ve mimari malzeme bulunmuştur. Skenefronsa ait her katta yer alan 16’şar adet sütunu 4 adet podyum taşımaktadır. Bu nedenle Podyumda gerekli olan tüm sağlamlaştırmalar ile eksik bölümlerinin tamamlanması yönünde çalışmalar 2024 yılında yapılmıştır. 2025 yılında ise her bir podyumda dörder adet sütunun yer aldığı bir üst aşama çalışmaları yapılmıştır. Öncelikle sütunları ve dolayısıyla yatay üst mimari elemanları taşıyacak olan stylobat olarak adlandırılan kaide altına ait tamamlamalar yapılmıştır. Bu bölümde var olan orijinal malzemeler kullanılmış ve eksik olan kısımlar ise özgün doğal taş malzeme ile tamamlanmıştır. Attik-Ion kaideler, sütunlar, başlıklar, arşitrav-frizler ve son olarakta geison-sima bloklarında özgün malzeme olarak var olan bloklar kullanılacak olup bu blokların kırık kısımlarının pantografla tamamlama çalışmaları halen devam etmektedir. Ayrıca eksik olan blokların bir kısmının doğal malzeme kullanılarak orijinaline uygun yapılmasına başlanmıştır. Bu çalışmalarda tamamen uluslararası restorasyon kriterleri göz önüne alınarak uygulamalar yapılmaktadır. Skenefrons kısmında sadece birinci katın mimari cephesi ayağa kaldırılacaktır. Bu cephede Severuslar Dönemi mimari blokları ile Valens Dönemi mimari blokları birlikte kullanılmıştır. Bu yönüyle MS 368 yılı depremi arkasından yapılan uygulama göz önüne alınarak çalışmalar yapılacaktır.
- Sahne binasının birinci katında dikey ve yatay taşıyıcı elemanlar sabitlendikten sonra tamimiyle orijinal malzemenin üst bölümü ile kuzeydeki iki podyum üzerine (3-4 podyum) gelecek şekilde ikinci kata ait, günümüze ulaşmış orijinal malzemesinin yerleştirilmesi planlanmıştır. Söz konusu ikinci kata ait kaide, sütun ve başlıklar tasnif alanında sağlamlaştırılacak olup kırık bölümlerinde yapıştırma ve eksik bölümlerinin pantografla tamamlama çalışmaları yapılacak olup daha sonra bu mimari blokların orijinal yerlerinde demo çalışması ardından sabitlenmesi planlanmıştır.
- Postskene-Loca Mekanları Çalışmaları: Geç Antik Çağda Sur duvarının bir bölümü olarak kullanılan Sahne Binası postskene ve proskene duvarlarının yaklaşık 11 m’si korunabilmiştir. Öncelikle yedi adet olan loca odalarının duvarları, koridor geçişleri ve postskene dış duvarında sağlamlaştırma ve duvara ait traverten mimari blokların anastylosis esas orijinal yerlerine yerleştirme çalışmalarına başlanmıştır. İki podyumda yer alan 8 adet sütun için sahne binasının duvar yüksekliği birinci kat sütunlu galerilerinin arka bağlantılarını taşıyacak yükseklikte olacak şekilde tamamlanacaktır. Böylece önde yer alan sütunlu galerinin yan ve üst bağlantıları sağlam bir şekilde duvarla entegre olacak şekilde düzenlenecektir. Bu bölümlerde sadece yıkılan özgün traverten bloklar kullanılarak anastylosis esas restorasyonu tamamlanacaktır.
- Localar arası geçişlerde bulunan koridorlarda kapı üstlerinde yer alan kemerlerin tamamlanması için kemer blokları ile loca 6-7’nin güney duvarlarına ait kapı kemerlerinde demo çalışmalarına başlanmış olup söz konusu bu kemerlerin demo çalışmaları ardından krom-çelik kenetlerle sabitlenmesi planlanmıştır. Loca 7 kemerinin kuzey bölümünde orijinal kemer örneklerine uygun olarak tuğla kemer örme çalışmalarına başlanmış olup 2026 yılında tamamlanacaktır. Ayrıca postskene ve proskene arası bağlantı duvarlarında çalışmalar yapılacak, sütunlu galerilerin arkasında yer alan duvarlar anastylosis esas örülerek yükseltilecektir. Böylece sütunlu galerilerin mukavemet açısından duvar arşitrav-frizleriyle bağlantıları yapılarak, galerilerin üzerine arşitrav-friz, geison-sima blokları yerleştirilecek, demolarının arkasında sabitlenecektir.
2)- Asopos Köprüsü Kazı ve Restorasyon Çalışmaları
Laodikeia Antik Kenti I. Derece Arkeolojik Sit sınırları içerisinde batıya uzanan antik dönem ana yol güzergahında Asopos (Gümüşçay) nehri üzerinde yer alan Roma Köprüsü; zaman içinde oluşan doğa tahribatlarına (sel, deprem, insan tahribatı) daha fazla maruz kalmaması ve restorasyon projelerinin hazırlanması amacıyla 2020 yılı Eylül ayında 1 ay süren sondaj yapılmış, Roma Köprüsüne ait bloklar ve köprünün doğu-batı uzantıları ortaya çıkartılarak belgelenmiş ve buna göre restorasyon projelerinin hazırlanması aşamasına getirilmiştir. Asopos vadisinin doğu-batı yönünde iki yakasını birleştiren yaklaşık 185 m uzunluğundaki köprü, statik açıdan üç (orta, doğu ve batı) bölümlü olarak tasarlanmıştır. Merkezde beş kemer gözlü olarak planlanan vadi içinde nehrin aktığı orta bölümde dört serbest ayağın taşıdığı üç kemer, iki yanda yer alan serbest ayakların kemerleri ise batı ve doğudan gelen tempan-istinat duvarları üzerine bindirilmiştir. Vadinin doğu ve batı yamaçlarından merkeze doğru uzanan çift sıra istinat duvarlarının iç kısımları statik açıdan belirli aralıklarla güney-kuzey yönünde sandık-merdiven şeklinde bölümlenerek içi çaytaşı ve kumla doldurulmuştur. Vadinin doğu yamacında yer alan iki sıra istinat duvarının kuzey ve güney uzantıları opus caementicium (çay taşı kireç+harcı) tekniği kullanılarak örülmüş ve kalınlığı her iki tarafta da 0,90 m mevcut yüksekliği ise 3,50 m civarındadır. Her iki çay taşı örgü duvarın arası ise doğu yamaçta sağlamlığı arttırmak amacıyla sıkıştırılmış toprak ile doldurulmuş olup dolgu alanının genişliği 5,50 m yüksekliği ise 3,50 m’dir. Köprünün opus caementicium tekniğindeki örülen doğu istinat duvarlarının her iki yanında, tonozlu tuğla+çaytaşı örgülü mezar yapıları net biçimde görülebilmektedir. 13 Ekim 1889 yılında tamamlanan demiryolu hattı nedeniyle, köprünün doğu kısmı yoğun tahribata uğramıştır. Asopos köprüsü, hem doğa şartları (sel, heyelan vb.) hem de depremler nedeniyle ayaklarında oluşan yoğun açılmalardan dolayı proje ve restorasyon programına alınmıştır. Laodikeia 1. Derece Arkeolojik Sit alanı içinde kalan ve Lambalar Mevkiinde yer alan Asopos Köprüsü vadinin iki yakasını birleştiren ve batı yoluna ulaşımı sağlayan önemli bir Roma Dönemi yapısıdır. Köprünün restorasyon projesi hazırlanmış, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 29.09.2023 tarih ve 15921 sayılı kararı ile onaylanmıştır. Asopos Köprüsü, Karayolları Genel Müdürlüğü, Tarihi Köprüler Dairesi Başkanlığı tarafından ihaleye verilmiş olup kazı ve restorasyon çalışmaları Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü, Tarihi Köprüler Şube Müdürlüğü ve Kazı Başkanlığı denetiminde 2022-2024 yıllarında bir bölümü yapılmıştır. 2025 yılında kalan bölümünde ihaleyi alan firmasının restorasyon çalışmaları kazı başkanlığımız denetiminde halen devam edilmektedir. Asopos Köprüsü’nün restorasyon projesinin tamamlanması sonrasında hem köprünün doğa tahribatına karşı korunması hem de antik kentin gezi güzergahına dahil edilmesi sağlanmış olacaktır. Bu yönüyle Kazı Başkanlığımızın denetiminde 2026 yılında da restorasyon çalışmalarına devam edilecektir.
3)- Efes Kapısı Kazı Çalışmaları
Kentin batısında yer alan ve Asopos Köprüsü’ne bağlantı sağlayan Efes Kapısı Roma İmparatorluk Dönemi (MS 84-85) kapısıdır. İmparator Domitianus Dönemi imar faaliyetleri sırasında yapılmıştır. Efes Kapısı, Laodikeia’da yer alan bu döneme ait dört kapıdan en sağlam olanıdır. Kapı, tipolojik olarak Hierapolis Frontinus Kapısı’na benzemektedir. Üç kemer gözlü olarak inşa edilen kapının kemerleri ayakta olup üzengilerin üzeri kornişli (torus profilli) ve düz taç bölümlü çıkıntılarla hareketlendirilmiştir. Ayakların alt bölümünde ise ince bir silme yer alır. Üç faskialı ve taç profilli yapılan kemerlerin ortada yer alanı daha yüksek ve geniştir. Kemerler kilit taşı dâhil 13 adet faskialı düzgün kesilmiş traverten bloktan yapılmıştır. Bazı taç bloklarının işlenmemiş olması, kapının tam bitirilmediğini göstermektedir. Efes Kapısı’nın kuzey bitişiğinde MS 5. yy’ın başında yapılan dörtgen planlı Bizans Kulesi yer alır. Mevcut kalıntılardan Roma İmparatorluk Dönemi kapısının iki yanındaki kulelerin dörtgen ya da yuvarlak planlı olarak inşa edildiği tam olarak anlaşılamamaktadır. Ancak kapının yanında Erken Bizans Dönemi’nde dörtgen kulenin yapılmış olması, orijinalinin de bu şekilde olabileceğini göstermektedir. Kapının güneyinde ise dörtgen kule dönüşü belirgindir. Bu kuleler, Doğu Bizans Kapısı’nda olduğu gibi, batıdaki Efes Yolu tarafında dışa taşkın olarak inşa edilmiştir. Günümüzde Efes Kapısı alanında dağınık vaziyette Roma İmparatorluk Dönemi’ne ait mermer mimari bloklar görülebilir. 2026 yılında Efes Kapısı’nda kazı çalışmaları yapılarak tamamen açığa çıkartılması, ikinci etapta kapının restorasyon projelerinin hazırlanarak anastylosis esas ayağa kaldırılması planlanmıştır. Efes Kapısı’nda planlanan çalışmalar sonunda restorasyonu tamamlanacak olan Asopos Köprüsü ile bağlantısı sağlanarak gezi güzergahına dahil edilecektir. Böylece ziyaretçiler Roma Dönemi Köprüsü üzerinden geçerken Osmanlı Dönemi'nde yapılan ve hala kullanılan tren yolu ve tren geçişini görerek Efes Kapısından antik kente ulaşacaktır.
4)- Yuvarlak Planlı (Prytaneion) Yapı Kazı Çalışmaları
Yapı, kentin güneyinde yer alan Güney Agora’nın kuzeydoğusunda, Meclis Binası’nın (Bouleuterion) ise doğusunda yer almakta olup Meclis Binası ile entegre inşa edilmiştir. Peripteral tholos planda inşa edilen yapı 40 m çapa sahip Korinth düzeninde olup batıda meclis binasının koridorunun yanından, doğuda ve güneyde olmak üzere üç girişi vardır. Yapının orta kısmı açık ve altta opus caementicum üzerine mermer döşemeli ortada doğu-batı aksında kanalizasyon sistemi bulunmaktadır. Ptytaneion olduğu anlaşılan yapının kuzey yarısının gerisinde misafir odaları sıralanmıştır. Bu haliyle yuvarlak planlı Prytaneion Anadolu’da 40 m çapında devasa ölçüleriyle tek ünik yapı olma özelliğini taşımaktadır. Yuvarlak Planlı (Prytaneion) Yapıda 2025 yılı kazı sezonunda kazı çalışmalarına başlanmış olup yapıya giriş çıkışı sağlayan üç kapı, Meclis Binası ve Güney Agora ile bağlantısı açığa çıkartılmıştır. Yapının kuzey yarısında yer alan mekanlardan 1-4 no.lu mekanlarda kazı çalışmaları yapılmıştır. 2026 yılında yapıda kazı çalışmalarına devam edilecek olup yapının tamamının açığa çıkartılması ve restorasyon-konservasyon çalışmalarına hazır hale getirilmesi planlanmıştır.
5)- Meclis Binası (Bouleuterion) Çalışmaları
Kentin güneyinde, Güney Agora'nın kuzey bitişiğinde yer alan Bouleuterion (Meclis Binası) Greko-Romen tarzında topografyaya uygun şekilde oyularak inşa edilmiş olup İmparator Augustus (MÖ 27-MS 14) Dönemi'nden MS 7. yy başlarında kentin terk edilmesi süreci içinde farklı eklemeler ve değişikliklerle kullanılmıştır. Güney Agora ve Yuvarlak Planlı Yapı (Prytaneion) ile bağlantılı olan yapının, analemma duvarıyla birlikte çapı 38,92x27,56 m, cavea çapı 34,59 m ve orkestra çapı 9,68 m’dir. 2025 yılı kazı çalışmaları sonucunda, tamamen mermerden yapıldığı tespit edilen Meclis Binası’nın oturma basamakları, üst caveada 9, alt caveada ise 8 sıra olup cavea doğu ve batı uçlarında birer tane, aralarda ise 2 tane olacak şekilde 4 klimakes (merdiven geçişi) ile 3 kerkidese ayrıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca Meclis Binası’nın analemma duvarının 5 kenarlı olarak devam ettiği, sahne arka duvarıyla birlikte altıgen (hexagonal) planlı olduğu ortaya çıkartılmıştır. Bilinen başka bir altıgen planlı Meclis Binası örneği bulunmamakta olup Laodikeia Meclis Binası altıgen (hexagonal) analemma planı ile ünik bir örnektir. Yaklaşık 500-600 kişi kapasiteli boule (gençler), demos (halk) ve gerusia (yaşlılar)’dan oluşan meclis üyelerinin toplantılarının dışında, yapının geniş sahne binasına sahip olması odeion olarak da kullanıldığını düşündürmektedir. Yapı kentin terk edilmesine bağlı olarak taş ocağı olarak kullanıldığından özellikle de üst cavea oturma basamakları Osmanlı sarıklı mezar taşı yapımında kullanılmıştır. Buna ilişkin olarak taslak halinde kırılmış sarıklı mezar taşı taslakları ele geçirilmiştir. Bouleuterion (Meclis Binası)’da kazı çalışmaları 2025 yılında tamamlanmış olup detaylı bilgiye 2025 Yılı kazı çalışmaları sekmesinden ulaşabilirsiniz. 2026 yılı kazı sezonunda yapının, Koruma Bölge Kurulundan proje onayı alınarak restorasyon çalışmalarına başlanması planlanmıştır.
6)- Güney Agora Kazı Çalışmaları
Kentin güneyinde yer alan Stadyum ve Güney Hamam- Gymnasium Kompleksi’nin kuzeyinde, Meclis Binası (Bouleuterion)’nın ise güneyinde yer alan Güney Agora; doğu-batı yönünde 78 m, kuzey-güney yönünde 90 m ölçülerinde olup dikdörtgen planlı olarak inşa edilmiştir. Yapı, Meclis binasıyla organik bağ içinde olmasından dolayı Siyasi Agora niteliğine sahiptir. İlk kazı çalışmalarına 2024 yılında başlanan Güney Agora’da açığa çıkartılan ve agoranın portikleri ile ilgili olan postamentli sütun kaideleri, sütun tamburları ve gösterişli sütun başlıkları yapının Dorik düzende MS 1. yy’ın son çeyreğinde İmparator Domitianus (MS 84-86 yıllarındaki) zamanındaki imar çalışmalarında gösterişli bir yapı olarak düzenlendiğini göstermektedir. 2025 yılında agoranın sınırlarının anlaşılması için kuzey portiğinde, güneybatı köşesinde, güneydoğusunda kazı, güney sınırında ise sondaj çalışmaları yapılmıştır. Güney Agora Kuzey Portikteki 30x27 m’lik açmada gerçekleştirilen kazı çalışmalarında, açmanın kuzeydoğusunda 40 m çapındaki Yuvarlak Planlı Yapı’nın güney hattındaki dış çevre duvarı (analemma duvarı) ortaya çıkarılmıştır. 2026 yılında yapılacak kazı çalışmaları ile Güney Agora'nın tamamının açığa çıkartılması planlanmıştır.
7)- Traian Nymphaeumu Doğu Sokak ve Güney Agora Sokağı Çalışmaları
Traian Nymphaeumu Meydanı’ndan doğuya doğru devam eden Doğu Sokak ile birleşip insula sisteminde güneye dönerek agoraya ulaşan sokağa Güney Agora Sokağı adı verilmiştir. Her iki sokağın kazı çalışmaları önceki yıllarda etap etap yapılmış ve 2024 yılında tamamlanmıştır. Doğu Sokak ve Güney Agora Sokağı anastylosis esas düzenleme çalışmaları sonrasında Traian Nymphaeumu'na gelen ziyaretçiler Doğu Sokak ve Güney Agora Sokağı’ndan agoraya, Bouleuterion’a, Yuvarlak Planlı (Prytaneion) Yapı’ya, Güney Hamamı Kompleksine, Stadyuma ve I. Su dağıtım Terminaline rahat bir şekilde ulaşabileceklerdir.
8)- Kandilkırı Yerleşmesi Kazı Çalışmaları
Kandilkırı prehistorik yerleşim alanında daha önceki yıllarda bazı kesintiler olmasına rağmen hazırlanan çalışma programı çerçevesinde kazılar yapılarak, ortaya çıkartılan verilerin koruma önlemleri alınmıştır. 2026 kazı sezonunda Laodikeia Antik Kenti’nin Batı Nekropolü yakınında, 100x100 m’lik kent karelajında N/27 plankaresinde yer alan Kandilkırı Mevkii’nde 2018 yılında yürütülen kazı ve jeoradar tarama çalışmalarının ardından, kazı ve araştırmalara devam edilmesi planlanmaktadır. Bu çalışmalarda amaçlanan, daha önceki yıllarda ulaşılamamış olan yerleşmenin kuzey sınırının açığa çıkarılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda, 2-3/H açmalarının bulunduğu alanda jeoradar taraması yapılması ve buradan alınan sonuçlara göre bu kesimde kazılara devam edilmesi planlanmaktadır. Ayrıca 2018 yılında jeoradar ile taranan, 2. Tabaka yerleşiminin sınırları dışında yer aldığı düşünülen 1-2/A-D açmalarının olduğu doğu alanda kontrol sondajları atılması planlanmaktadır. Bu şekilde hem 2. tabaka yerleşmesinin doğu sınırının yapısı anlaşılmaya çalışılacak hem de bu kesimde 3. ya da 4. tabakalara ait mimari elemanların olup olmadığı kontrol edilmiş olacaktır.
