Ana Sayfa / Yuvarlak Planlı Yapı (Prytaneion)
"Geleceğe Miras Projesi" kapsamında Yuvarlak Planlı Yapı’da (Prytaneion) 2025 yılında çalışılmıştır. Kazı çalışmaların amacı, yapının evrelerinin saptanması, mimari dokunun bütünüyle açığa çıkarılarak ayrıntılı arkeolojik verilere ulaşılması ve alanın nihai restorasyon uygulamalarına hazır hale getirilmesidir.
Laodikeia kent planında, Güney Agora’nın kuzeydoğusunda ve Meclis Binası’nın doğusunda yer alan Prytaneion (Yuvarlak Planlı Yapı), 40 metrelik devasa çapıyla Anadolu’daki türünün tek (ünik) örneğidir. Peripteral tholos formunda inşa edilen yapı, dışta bir analemma duvarı, içte ise Korinth düzenindeki sütun sırası ve zengin üst yapı elemanlarından (arşitrav, friz, geison-sima) oluşmaktadır. Merkezdeki açık alanın zemini opus caementicum üzerine mermer döşemeli olup, alt yapısında doğu-batı akslı bir kanalizasyon sistemi barındırmaktadır. Meclis Binası ile olan doğrudan bağlantısı nedeniyle başlangıçta idari ve konaklama işlevi gören yapının, kuzey ve güney bölümleri misafir odaları olarak kullanılmıştır. Geç Antik Çağ’da ise kentin sosyo-ekonomik dönüşümüne paralel olarak işlev değiştirmiş, merkezî alanı bir foruma, çevre odaları ise dükkânlara dönüştürülmüştür. Bu dönüşüm, kentteki sosyo-ekonomik ve kültürel değişimlerin mimariye yansıması olarak değerlendirilebilmektedir.
Yuvarlak Planlı Yapı’da (Prytaneion) yürütülen kazı çalışmalarında, yapının anıtsal sınırlarını belirleyen analemma duvar hattının açığa çıkartılması hedeflenmiştir. 40 m çapındaki yapının analemma hattı boyunca, güneyde çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Büyük boyutlu traverten bloklarla inşa edilen 1,20 m genişliğindeki analemma duvarının bazı bölümlerinin eksik olduğu, bazı kısımlarının ise yapı içerisine doğru kayarak yıkıldığı saptanmıştır. Özellikle kuzeybatı duvar hattının bir bölümünün güneydoğu yönüne doğru sıralı şekilde yıkıldığı tespit edilmiş olup bu bloklar belgelendirme çalışmalarının ardından orijinal konumlarına yerleştirilerek demosu yapılmıştır.
Yapının güney analemma duvarının dış yüzeyinde in-situ durumda bulunan mermer plaka, yapının dış cephesinin tamamen mermer kaplama olduğuna dair somut kanıt sunmaktadır. Duvar hattı boyunca toplam 11 adet misafirhaneye (mekân) ait kapı geçişi tespit edilmiştir. Bu kapıların büyük bir kısmının, Geç Antik Çağ düzenlemeleri sırasında çay taşı, traverten ve pişmiş toprak tuğla kullanılarak örülen duvarlarla kapatıldığı saptanmıştır. Yapının etrafındaki mekanların tamamının açığa çıkartılmasıyla toplam mekân sayısında netlik kazanılacaktır. Yapıya ana giriş, merkez eksende konumlanan doğu ve batı kapılarından sağlanmaktadır. Doğu yönündeki giriş 3,90 m (kuzey-güney) uzunluğunda ve 1,45 m (doğu-batı) genişliğindeki anıtsal mermer eşik tespit edilmiştir. Eşiğin doğusundaki alanda kazı çalışmalarına devam edilmiş ve girişle ilişkili iki basamak açığa çıkarılmıştır. İkinci basamağın kuzey ucunda, üzerinde ahşap direk yuvası bulunan in-situ mermer bir paye kaidesi tespit edilmiştir. Kapı eşiğinin doğusunda devam eden çalışmalarda, büyük boyutlu mermer bloklardan oluşan taban döşemesine ulaşılmış olup, bu alanın yapının giriş bölümüne ait orijinal zemin olduğu düşünülmektedir.
Yuvarlak Planlı Yapı’nın batı aksında yürütülen çalışmalarda, yapının Meclis Binası (Bouleuterion) Kuzey Koridoru ile olan organik bağı ve mimari bütünlüğü netleştirilmiştir. Batıda yer alan, 3,10 m uzunluğunda ve 90 cm genişliğindeki ana giriş kapı eşiği, yapının kentin idari merkeziyle olan doğrudan bağlantısını belgelemektedir. Doğu ana girişten kuzeybatı yönüne doğru yapılan kazılarda toplam 7 adet mekan kapı girişi saptanmış olup özellikle 3. kapı eşiğinden tek bir basamakla yapının kuzey portiğine geçiş sağlandığı tespit edilmiştir. Kuzeybatı aksındaki 6. ve 7. kapı eşikleri arasında gerçekleştirilen incelemelerde, analemma duvarında bir kesinti saptanmış ve bu noktada doğu-batı doğrultulu bir ara sokak açığa çıkarılmıştır. Söz konusu sokağın batı kısmının Yuvarlak Planlı Yapı’nın analemma duvarı ile kapatıldığı, doğu kısmında ise bir açıklığın bırakıldığı gözlemlenmiştir. Sokağın zemininde traverten taş döşeme işçiliği saptanmıştır. Batı ana girişten güneydoğu yönüne doğru ise iki ayrı kapı girişi daha tespit edilmiştir. Yapının iç düzenlemesine yönelik çalışmalarda, analemma duvarının iç kısmında yapıya ait stylobat hattı ortaya çıkarılmıştır. Mermer bloklardan tek basamak formunda inşa edilen stylobatın, iç bölüme bakan yüzeyinin iç bükey profilli işlendiği görülmüştür. Stylobatın üzerine oturduğu stereobatın traverten malzemeden inşa edildiği ve büyük oranda sağlam kaldığı, mermer stylobatın ise yer yer eksik olduğu saptanmıştır. Yapının, güney hattındaki stylobatın kuzeye göre biraz daha yüksekte olduğu belirlenmiştir. Kuzey ve güney bölümler arasındaki bu 30 cm’lik kot farkı, kentin maruz kaldığı yıkıcı depremlerin yapıda meydana getirdiği yapısal deformasyon sonucu oluştuğu tespit edilmiştir.
Laodikeia Yuvarlak Planlı Yapı’da yürütülen çalışmalarda, analemma duvarı ile stylobat arasındaki 5 m genişliğindeki portiğin kuzey ve kuzeydoğu bölümlerinde geometrik süslemeli mozaik döşemeler açığa çıkarılmıştır. MS 3. ve 4. yüzyılın sanat anlayışını yansıtacak şekilde krem, mavi, kırmızı ve mor tonlu tesseralarla oluşturulan bu mozaiklerde örgü-giyoş, Solomon (Süleyman) düğümü, yıldız ve üçgen motifleri işlenmiştir. Mozaik bulunmayan alanlarda ise iri çay taşlarından oluşan statümen tabakası, kaba harç (rudus) ve sıkıştırılmış toprak zemin tespit edilmiştir. Yapının portiği, dışta bir analemma duvarı ve içte içbükey profilli mermer stylobat üzerinde yükselen sütun sırasından oluşmaktadır. Portikte, dairesel mimariyle uyumlu olması amacıyla sekizgen postamentli Attik-Ion tipi sütun kaideleri kullanılmıştır. Bu kaidelerin üzerinde yivsiz sütun tamburları ve Geç Hadrian-Erken Antoninler Dönemi’ne (MS 117-180) tarihlendirilen Korinth düzeninde sütun başlıkları yer almaktadır. Üst yapı elemanları arasında süslü sofit bezemeli arşitravlar, ranke bezemeli friz blokları ve üzerinde kabak ile haşhaş figürleri bulunan konsollu geison-sima blokları saptanmıştır. Tüm yatay mimari bloklar, yapının dairesel formuna uygun olarak içbükey kurgulanmıştır.
Yapıdaki mimari bloklar kronolojik olarak Augustus (MÖ 27-MS 14) ile Severuslar (MS 193-235) Dönemi arasına tarihlenen bloklar üzerindeki keski izleri ve alanda bulunan kireç çukuru, yapının Osmanlı Dönemi'nde mezar taşı üretimi ve kireç yapımı için yoğun şekilde tahrip edildiğini göstermektedir. Kazılarda ayrıca çatıyla ilişkili kalypter ve stroter parçalarından oluşan bir çatı yıkıntısı da belgelenmiştir. Geç Antik Çağ’da yapının portik bölümüne ortalama yedi adet yeni mekân eklenmiştir. Bu mekanlar arasında, içerisinde kiremitlerle oluşturulmuş bir havuzun bulunduğu bir işlik yapısı da yer almaktadır. Duvarları çay taşı, traverten ve devşirme mermerle örülen mekanların, yapının zamanla geçirdiği değişimi kanıtlamaktadır.
